MarkaFest kampüste: İyilikte birleşen markalar

İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü bünyesinde gerçekleşen MarkaFest, bu yıl ‘iyileştiren markalar’ temasıyla sektörün önemli isimlerini öğrencilerle bir araya getirdi. Akademiden iş dünyasına kadar her alanda ‘iyilik ’kavramının ele alındığı etkinlikte, markaların toplumsal dönüşümdeki gücü ve gençlerin bu süreçteki yolu ele alındı.

Firdevs ASLAN

2018 yılından beri düzenlenen MarkaFest, bu yıl reklam ve pazarlama dünyasını ‘iyileştiren markalar’ temasıyla birleştirdi. Öğrencilerin henüz eğitim aşamasındayken sektörlerle doğrudan temas kurmasını sağlayan etkinlikte, markaların sadece satış rakamlarından ibaret olmadığını, toplumsal birer fayda odağı haline gelebileceği de konuşuldu.

MARKAFEST’TE İYİLİK YOLCULUĞU

MarkaFest’in açılış kürsüsünde söz alan akademik kadro, etkinliğin hem öğrenciler hem de iş dünyası için taşıdığı stratejik önemi ortak bir vizyonda birleştirdi.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aşina Gülerarslan Özdengül, konuşmasına yeryüzünün iyiliğin ortaya çıkması için bir vesile olduğunu hatırlatarak başladı. İnsan olmanın getirdiği mahcubiyetle iyiliği çoğaltmak zorunda olduğumuzu belirten Prof. Dr. Özdengül, markalar dünyasının genellikle sayıların hâkimiyetinde olduğunu ancak bu etkinlikle “Markalar iyilik yapabilir mi?” sorusuna yanıt aradıklarını ifade ederken, bugünün rekabetten ziyade toplumsal sorumluluğun altının çizildiği bir gün olduğunu sözlerine ekledi. MarkaFest’in öğrencilerin henüz eğitim aşamasındayken sektörle temas kurabileceği en güçlü platform olduğunu vurgulayan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vedat Çakır, öğrencilerin sadece sonuç aşamasında değil; fikir geliştirmeden planlamaya kadar her adımda aktif sorumluluk üstlendiğini söyledi. Prof. Dr. Çakır, bu etkinliğin kendileri için sadece iki günlük bir etkinlik olmadığını, tüm yıla yayılan bir emeğin yansıması olduğunu dile getirdi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Haldun Soydan ise üniversitelerin bilgiyi üretmenin ötesine geçerek bu bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürme sorumluluğuna dikkat çekti. Reklamcılık Bölümü’nün öğrenciyi merkeze alan ve onu aktif bir üreticiye dönüştüren yaklaşımının altını çizen Prof. Dr. Soydan, MarkaFest’in akademik duruşun en somut ve etkili çıktısı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Soydan, iyilikle birleşen fikirlerin sadece markaları değil, tüm toplumu dönüştürme gücüne sahip olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.

BEKO: CİNSİYET EŞİTLİĞİ İÇİN “KADININ İŞİ GÜCÜ”

Etkinlikte konuşan Beko Marka Kıdemli Yöneticisi Simge Girit, bayilik sistemindeki erkek egemen algıyı kırmak için başlattıkları projeyi anlattı. Kadınların ekonomik hayatta güçlenmesini hedeflediklerini belirten Girit, yaş ve eğitim fark etmeksizin girişimci kadınlara kira, lokasyon ve mentorluk gibi destekler sunduklarını belirtti.

KIZILAY İÇECEK: 158 YILLIK BİR DAYANIŞMA HİKÂYESİ

Kızılay içecek pazarlama direktörü Rasime Yılmaz Ozman, Kızılay’ın varoluş sebebinin ‘iyilik’ olduğunu hatırlatarak, markanın asırlık dürüstlük ve destek kültüründen bahsetti. 1930’lardaki malzeme kıtlığında Afyonlu kadınların çavdar saplarından kasalar örerek üretime nasıl omuz verdiğini anlatan Ozman, gençlere seslenerek; gelecekte sadece gerçek bir anlam yaratabilen markaların kalıcı olacağını ve işin merkezine toplumsal faydayı koymaları gerektiğini öğütledi.

SIFIR ATIK VAKFI: KRİZ DİLİNDEN KURTULUP UMUDU EKME ZAMANI

Sıfır Atık Vakfı yönetim kurulu üyesi Dr. Öğr. Üyesi Muhammed İkbal Alp, geleceğe yönelik sürekli kriz ve felaket dili kullanmanın o krizi beslediğini, bunun yerine umudu çoğaltan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini söyledi.  Sıfır Atık’ın bir çevre politikasından çok bir irade beyanı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Alp, israfın sadece madde değil; geri getirilemeyecek su, enerji ve emek kaybı olduğunu ifade etti.

OPET: “ÖNCE İNSAN” DİYEN BİR BAŞARI HİKÂYESİ

Opet Satış Direktörü Barış Özdemir, markanın 1992 yılında iki emekli öğretmen tarafından kurulan Türkiye’nin ilk yerli akaryakıt şirketi olduğunu hatırlatarak söze başladı. Markaların ancak kendi hikâyelerini yarattıklarında büyüdüğünü belirten Özdemir, Opet’in ‘yaşamı iyileştirme ‘misyonunun bir parçası olarak ‘Temiz Tuvalet’ kampanyasıyla sektörde bir hijyen devrimi başlattıklarını anlattı. Barış Özdemir konuşmasının son bölümlerini doğrudan genç katılımcılara ayırarak günümüzün en büyük değerinin ‘zaman’ olduğunu, gençlerin zamanlarını çok iyi yönetmeleri gerektiğini belirtti. Gençlere, gelecekte yönetecekleri veya kuracakları markaların sadece kâr odaklı değil, mutlaka ‘önce insan’ diyerek topluma ve doğaya saygılı birer yapı olması için çaba göstermelerini de tavsiye eden Özdemir,  çevre bilincinin geleceğin Türkiye’si için en büyük yatırım olduğunu da sözlerine ekledi.

EKER: OTİZMLİ BİREYLERİN İŞ GÜCÜNDEKİ SESSİZ DEVRİMİ

Eker Pazarlama Müdürü Özge Kiraz, rakipleri taklit etmek yerine pazarın gidilmemiş yollarını keşfeden ‘Mavi Okyanus’ stratejisini anlattı. Ancak Eker oturumunun en çarpıcı anı, markanın ‘insan’ odağını kanıtlayan ‘Otizmli Bireyler İş Gücünde ’projesinin detaylarıydı. Kiraz, otizmli çalışanların doğru işe yönlendirildiklerinde standart personele yeri geldiğinde daha fazla verimlilik sergilediklerini verilerle paylaştı. Sahneye alkışlarla çıkan Eker depo sevkiyat sorumlusu Eren Tan, otizmli bir birey olarak hayata nasıl tutunduğunu anlatarak genç akranlarına yol gösterdi. Üniversite mezunu bir birey olarak 2020’den beri Eker bünyesinde çalıştığını belirten Tan, gençlere her şeyden önce kendi güçlü yönlerini bulmalarını ve önlerine çıkan engeller karşısında asla pes etmemelerini söyledi. Kariyerdeki başarısını eğitim, sabır, ilgi ve sevgiden oluşan ‘dört sihirli maddeye’ borçlu olduğunu vurgulayan Tan, maddi özgürlüğün bir birey için en büyük güç olduğunu hatırlatarak çalışmanın önemine dikkat çekti.

NTV: HABERCİLİKTE TEYİT VE YEŞİL EKRAN HASSASİYETİ

NTV Haber İçerik Müdürü Yeşim Sağlam, haberciliğin uykusuz ve büyük sorumluluk isteyen doğasını 6 Şubat depremi örneğiyle paylaştı. “NTV verdiyse doğrudur” imajını korumak için teyitsiz bilgi paylaşmadıklarını belirten Sağlam, 20 yıldır reyting kaygısı gütmeden yürüttükleri ‘Yeşil Ekran’ projesiyle toplumsal bir sorumluluk üstlendiklerini, sürdürülebilirlik mesajı için klasik kırmızı son dakika bandını yeşile çevirdiklerini ifade etti.

ESAS SOSYAL: GENÇLİK İSTİHDAMINDA FIRSAT EŞİTLİĞİ VE ‘İLK FIRSAT’ VİZYONU

Esas Sosyal Programlar Yöneticisi Ece Akyel, Esas Sosyalin merhum Şevket Sabancı ve ailesinin vizyonuyla, gençlerin istihdamında fırsat eşitliği yaratmak amacıyla kurulduğunu vurguladı. Akyel, özellikle az bilinen devlet üniversitelerinden mezun olan gençlerin iş hayatına atılırken karşılaştıkları ‘okul etiketi’ bariyerini aşmalarına yardımcı olmayı hedeflediklerini belirtti. Bu kapsamda yürütülen ‘İlk Fırsat’ programı ile gençlere sivil toplum kuruluşlarında tam zamanlı iş deneyimi kazandırdıklarını ifade eden Akyel, bu sürecin sadece bir iş bulma süreci olmadığını; gençlerin 250 saatten fazla eğitim ve mentorluk desteğiyle profesyonel yetkinliklerini geliştirdiklerini dile getirdi.

Esas Gayrimenkul İnsan ve Kültür Kıdemli Direktörü Aslı Kemal, iş dünyasında artık sadece teknik becerilerin değil, kurum kültürüne uyumun ve insani değerlerin ön plana çıktığını söyledi.  Şirketlerinde ‘İnsan Kaynakları’ yerine ‘İnsan ve Kültür’ ismini kullanmalarının temelinin, çalışanı sadece bir ‘kaynak’ olarak değil, kültürün bir parçası ve en değerli varlık olarak görmeleri olduğunu vurguladı. Gençlerin kariyer yolculuğunda kendilerini tanımalarının, neyi isteyip neyi istemediklerini keşfetmelerinin kritik olduğunu ifade eden Aslı Kemal; Esas bünyesinde sunulan staj ve gelişim programlarının, gençlerin bu keşif sürecine rehberlik etmek üzere tasarlandığının üzerinde durdu.

Esas Sosyal programının bir mezunu olan ve şu an Biraderler Yapı ve Prodüksiyon’da İş Geliştirme Yöneticisi olarak görev yapan, aynı zamanda Selçuk Üniversitesi Mezunu olan Mehmet Şamil Polat, kendi deneyimlerini genç katılımcılarla paylaştı.  Mezuniyet sonrası iş arama sürecinde yaşadığı tecrübeleri anlatan Polat, Esas Sosyal‘in sunduğu fırsatın hayatındaki en büyük dönüm noktası olduğunu ve özgüvenini yeniden kazandırdığını belirtti. Polat, sivil toplumda çalışmanın toplumsal sorunlara karşı duyarlılığını artırdığını ve profesyonel ağını genişlettiğini dile getirdi. Gençlere seslenen Polat, profesyonel hayatta ‘kendi hikâyelerinin kahramanı olmalarını’ ve kariyerin bir varış noktası değil bir yolculuk olduğunu unutmamalarını açıkladı. Polat, her zaman meraklı kalmanın, sürekli öğrenmenin ve hata yapmaktan korkmamanın genç bir profesyonel için en büyük hazine olduğunu da sözlerine ekledi.