Bitkisel üretimin temeli olan tohumlar, bünyelerinde barındırdıkları bakteriyel patojenler nedeniyle tarımda büyük ekonomik kayıplara yol açıyor.
Kübra ÖZÇİFTÇİ
Tohum, bitkisel üretimin en önemli ve temel öğesi olarak kabul ediliyor. Ancak tohumlar yalnızca yaşamı değil, hastalık oluşturan bakteriyel patojenleri de bünyesinde taşıyor. Tohumla taşınan bu hastalıkların verimi yüzde 30 oranında düşürdüğüne değinen Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Kurtuluş Baştaş, en etkili çözümün biyolojik mücadele olduğuna dikkat çekiyor.
TOHUMUN GÖRÜNMEZ PATOJENLERİ
Bitkisel üretimin temel öğesi olan tohumun, aynı zamanda hastalık yapan bakteriyel patojenleri taşıyan ana kaynak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kubilay Kurtuluş Baştaş, bu mikroorganizmaların tohumun en derin dokularına kadar işleyebildiğini dile getirdi. Baştaş, “Tohum kaynaklı bakteriyel hastalıklar, patojenlerin tohumun kabuğuna, ‘perikarpına’, ‘endospermine’ veya doğrudan embriyosuna yerleşmesiyle taşınıyor. Ayrıca enfekteli bitki artıklarının temiz tohumlar arasına karışması da bulaşmaya neden olan önemli bir faktör.” sözleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti. Patojenlerin uygun ortam koşullarını bulduğunda bitkinin gelişim sürecine dâhil olduğunu kaydeden Baştaş, bu durumun üretimde telafisi zor zararlar meydana getirdiğini aktardı.
EKONOMİK KAYIP YÜZDE 30’A KADAR ÇIKIYOR
Tarımsal üretimde tohum kaynaklı bakterilerin yol açtığı hasarların sadece bitki sağlığıyla sınırlı kalmadığını söyleyen Öğretim Üyesi Baştaş, bu durumun ciddi bir ekonomik boyuta ulaştığını öne sürdü. Baştaş’ın aktardığı verilere göre, tohumla taşınan bakteriyel patojenler bitkilerden elde edilen ürün miktarını yüzde 15 ile yüzde 30 arasında azaltıyor. Tohumun çimlenme yeteneğini tamamen kaybetmesine veya azalmasına neden olan bu etmenlerin, ürünün piyasa değerini düşüren renk ve şekil değişikliklerine yol açtığını bildiren Baştaş, biyokimyasal bozulmaların ve toksin oluşumunun da bu süreçlerde etkili olduğunu açıkladı.
RİSK ALTINDA OLAN ÜRÜNLER VE TEŞHİSİ
Bakteriyel risklerin tarla bitkilerinden sebzelere kadar çok geniş bir alanı etkilediğini belirten Prof. Dr. Kubilay Kurtuluş Baştaş, özellikle fasulye, bezelye, soya ve yonca gibi baklagiller ile domates, biber ve lahana gibi sebze gruplarının bu patojenlere karşı oldukça savunmasız olduğunu anlattı. Bazı bakterilerin tohumda çok uzun süre canlı kalabildiğinden söz eden Baştaş, sözlerine verdiği örneklerle devam etti: “ ‘Xanthomonas’ türleri biberlerde 10 yıl, ‘Curtobacterium’ türleri ise fasulyelerde 24 yıla kadar yaşamını koruyabilmekte.” Bu durumun doğurabileceği sonuçlara da değinen Baştaş, hastalıkların üretim alanlarında kalıcı hâle gelerek tekrar eden salgınlara yol açması olduğunu sözlerine ekledi.
Üreticilerin tarladaki hastalığı teşhis etmesi için bitkilerdeki belirgin değişimleri gözlemlemesi gerektiğini öneren Baştaş, bakteriyel patojenlerin yaprak lekeleri ve yanıklar gibi belirtilerle kendisini gösterdiğini ifade etti. Bitkilerde görülen en belirgin işaretlerin tohumlarda yaş çürüklük, kararma ve embriyonun olgunlaşmasının engellenmesi olduğunu ileri süren Baştaş, ayrıca bazı bakterilerin salgıladığı koruyucu tabakaların patojenlerin yaşam süresini uzattığına da işaret etti.
SALGINLARI TETİKLEYEN FAKTÖRLER
Hastalığın tarlaya girmesinden sonra yayılma hızının çevresel koşullara bağlı olduğundan bahseden Prof. Dr. Baştaş, sıcaklık, nem ve rüzgârın patojenlerin konukçuya yerleşmesinde büyük rol oynadığının altını çizdi. Özellikle yağmurla birlikte görülen rüzgârın ‘inokulumun’ yayılması için gerekli olduğunu söyleyen Baştaş, “Bakteriyel etmenlerin oluşturduğu salgınlar, şiddetli fırtınalarla daha yüksek düzeye ulaşmakta. Ayrıca böceklerin açtığı yaralar, patojenin bitkiye girişini kolaylaştırarak yayılmayı hızlandırmaktadır.” dedi.
ARINDIRILMIŞ TOHUM VE İNSAN SAĞLIĞI
Hastalıklarla mücadelenin ilk aşamasının sağlıklı üretim materyali seçimi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kubilay Kurtuluş Baştaş, tohum üretim alanlarının özenle seçilmesi gerektiğini kaydetti. Genel olarak yağışı az ve nemi düşük bölgelerin yüksek kaliteli tohum üretimine uygun olduğunu aktaran Baştaş, yasal düzeyde uygulanan karantina kurallarının ve tohum sertifikasyonunun patojenlerin yayılmasını önlemede bir tür garanti sağladığını dile getirdi.
İnsan sağlığı açısından tüketicilerin endişelenmesine gerek olmadığına değinen Prof. Dr. Baştaş, bitki hastalıklarının insan sağlığı üzerindeki etkisinin oldukça düşük olduğunu aktardı. Baştaş, bitki hastalıklarının yüzde 99’unun insanlara bir zararı olmadığını açıkladı. Prof. Dr. Baştaş, son olarak asıl riskin insan sağlığından ziyade tarımsal verimlilik üzerinde yoğunlaştığını hatırlatarak konuşmasını bitirdi.



