Kadınlar bugün eğitimden iş hayatına kadar her alanda daha görünür olmasına rağmen özgürlüklerini çoğu zaman güvenlik kaygısıyla yaşıyor.
Aysel KIRVARLI
Kadınların kamusal görünürlüğü artsa da güvenlik kaygısı hareket alanlarını kısıtlıyor. Gece sokakta yürümekten sosyal medya paylaşımlarına kadar çoğu konuda kadınlar temkinli davranma zorunluluğu hissediyor. Bu durum, özgürlüğün yalnızca yasal haklarla değil; psikolojik, sosyal ve kültürel boyutlarla değerlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Selçuk Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Psikiyatri Hemşireliği Bölümü Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Arzu Koçak Uyaroğlu, kadınların karşılaştığı görünmez sınırları ve güvenlik endişesinin psikolojik etkilerini paylaştı.
Kadınların özgürlüğü günümüzde ne kadar gerçek, ne kadar güvenlik kaygısıyla sınırlı?
Kadınlar bugün eğitim alma, seyahat etme ya da sosyal hayata katılma gibi birçok hakka sahip. Ancak günlük yaşamda bu özgürlük çoğu zaman güvenlik kaygısıyla sınırlanıyor. Birçok kadın için özgürlük, istediği gibi yaşayabilmeden çok, ‘Başına bir şey gelmeyecek kadar dikkatli davranabilme’ anlamına geliyor. Bu nedenle kadınlar çoğu zaman tam anlamıyla özgür değil, sürekli risk hesabı yaparak hareket ediyor.
“KADINLAR ŞEHİR YAŞAMINI EŞİT DENEYİMLEYEMİYOR”
Güvenlik endişesi kadınların davranışlarını ve yaşam alanlarını nasıl şekillendiriyor?
Birçok kadın yaşamını güvenlik stratejilerine göre düzenliyor. Gece saatlerini planlıyor, dönüş rotasını belirliyor, takside plaka paylaşıyor veya telefonda konuşuyormuş gibi davranıyor. Bazı kadınlar belirli semtleri seçerken bazı kıyafetlerden kaçınabiliyor; erkek egemen ortamlarda ise tavırlarını ayarlamak zorunda hissediyor. Bu durum kadınların şehir yaşamını eşit deneyimleyemediğini ve kamusal alanın aidiyetten ziyade bir risk alanına dönüştüğünü gösteriyor.
Bu kaygının psikolojik sağlık ve özgüven üzerindeki etkisi nedir?
Sürekli tetikte yaşama durumu zamanla kronik stres, kaygı ve alarm haline yol açarak ciddi bir psikolojik yük oluşturuyor. Kadınlar kendilerini sınırlama ve görünür olmamaya çalışma zorunluluğu hissedebiliyor. Özellikle genç kadınlarda öz sansür, geri çekilme ve suçluluk hissi daha sık görülebiliyor.
ÖZGÜRLÜK İÇİN TAVSİYELER
Toplumdaki görünmez sınırlar nelerdir?
Görünürdeki özgürlüğe rağmen toplumsal baskılar sürüyor. ‘Fazla özgür’ görünmenin yargılanması, bekâr veya çocuksuz kadınların tercihlerinin sorgulanması, başarılı kadınlara ‘agresif” etiketinin yapıştırılması bu sınırların başında geliyor.
Gerçek özgürlük için sizce neler değişmeli?
Gerçek özgürlük yasalardan fazlasını gerektiriyor. Kız çocukları korkuyla değil özgüvenle, erkek çocukları ise güçle değil empati ve sınır bilinciyle yetiştirilmeli. Kadınların yaşam tarzlarının yargılanmadığı, kamusal alanların güvenli olduğu ve hukukun caydırıcı işlediği bir yapı kurulmalı.




