Dijitalleşmeyle değişen seslendirme yönetmenliğinde ses, güçlü iletişim ve Türkçenin etkili kullanımı büyük önem taşıyor. Yapay zekânın seslendirme yönetmenliğine etkisi ise etik boyutlarıyla dikkat çekiyor.
Fatıma SELVİ
TRT’de uzun yıllardır seslendirme yönetmeni olarak görev yapan Özden Gömeçoğlu, seslendirme yönetmenliğinin bilinmeyen yönlerini anlattı. Sesin yalnızca teknik bir unsur olmadığını belirten Gömeçoğlu, başarılı bir seslendirmenin doğru iletişim, güçlü oyunculuk ve Türkçenin doğru kullanımıyla mümkün olduğunu vurguladı. Dijitalleşmenin seslendirme yönetmenliğine yönelik etkilerini aktaran Gömeçoğlu, yapay zekâ destekli ses teknolojilerinin seslendirme yönetmenliğine dair etik sorunlar oluşturduğunun altını çizdi.
Seslendirme sürecinin kritik bir aşama olduğuna dikkat çeken Özden Gömeçoğlu, seslendirmenin karakterin duygusundan sahnenin inandırıcılığına kadar birçok unsuru doğrudan etkilediğini belirtti. Gömeçoğlu, seslendirme yönetmeninin yalnızca teknik yönlendirici değil, aynı zamanda oyuncu performansını şekillendiren bir rehber olduğuna işaret etti.
BİR SESİN KARAKTERLE BÜTÜNLEŞMESİ ÖNEM TAŞIYOR
Seslendirme yönetmenliğini, ‘Bir projeyi en doğru şekilde Türkçeye uyarlayan kişi’ olarak tanımlayan Yönetmen Özden Gömeçoğlu, projenin sinema, dizi veya belgesel olması fark etmeksizin Türkçeye çevirisi yapılarak yerelleştirildiğini bildirdi. Projeye en uygun ses sanatçısı seçilerek orijinal performansın korunduğunu paylaşan Gömeçoğlu, uygun ses sanatçısı seçmenin vurgu, tonlama ve duyguyu yansıtmada önem taşıdığını dile getirdi. Bir sesin karakterle bütünleşmesinin, seslendirme yönetmenliğinin yapı taşlarından birini oluşturduğunu belirten Yönetmen Gömeçoğlu, “Bir oyuncunun orijinal performansına en yakın sesi bulduğumuz zaman çok mutlu oluyorum. O role en uygun sesi seçip, izleyicinin ‘Bu ses bu karaktere çok yakışmış.’ dediğini duymak bizim için en büyük mutluluklardan biri.” şeklinde konuştu.
Dijital platformların ve yapay zekâ destekli teknolojilerin yaygınlaşmasının klasik seslendirme anlayışını değiştirdiğine değinen Özden Gömeçoğlu, yapay zekânın şirketlerin maddi açıdan işini kolaylaştırdığını ancak etik boyutu ihmal ettiklerini ve bir sanatçının sesinin izinsiz kullanılmasının sorun oluşturduğunu vurguladı. “Şu anda sosyal medyada pek çok sanatçının sesini reklamlarda duyuyoruz ancak bu kullanımın telifli mi yoksa izinsiz mi yapıldığını bilmiyoruz. Burada ciddi bir etik sorunu var.” ifadelerini kullanan Yönetmen Gömeçoğlu, seslendirme ile dublajın birbirinden ayrılması gerektiğini açıkladı.
Özden Gömeçoğlu, yapay zekânın düz metin okumalarında kullanılabileceğini ancak dublaj performansında duygu, vurgu ve karşılıklı diyalog hissini tam olarak yansıtamadığı için tercih edilmesinin uygun olmadığını kaydetti. Yapay zekânın özellikle film, dizi ya da çizgi film gibi işlerde insan oyunculuğunun yerini doldurmasının zor olduğunu aktaran Yönetmen Gömeçoğlu, bu durumun Türkçedeki tonlama yapısına bağlı olduğunu dile getirdi. Gömeçoğlu, teknolojinin gelişmesi halinde seslendirme çalışmalarında farklı noktaların görülebileceğini fakat günümüz için yapay kaldığını bildirdi.
“İYİ İLETİŞİM, İYİ SESLENDİRMEYİ ORTAYA ÇIKARIR”
Seslendirme yönetmenliğinde iletişim dilinin önem taşıdığını paylaşan Seslendirme Yönetmeni Özden Gömeçoğlu, iyi insani ilişkiler kurmanın, yönetmenin isteklerini yapıcı şekilde anlatmasının ve oyuncudan verim alabilmenin yolunun iyi iletişim kurmaktan geçtiğini ifade etti. Özellikle yerli animasyon projelerinde önce ses kaydı alındığını daha sonra çizim yapıldığını ve oyuncuya karakterin detaylı şekilde anlatılması gerektiğinin kritik bir değer barındırdığını söyleyen Gömeçoğlu, seslendirmede nasıl bir ses istendiğinin ve karakterin ruhunu doğru aktarılmasının öncelik olduğunu ileri sürdü. Özden Gömeçoğlu, “Benim anlayışıma göre sanatçıya alan tanımak gerekir. ‘Şunu şöyle yap’ demek yerine, ‘Şunu şöyle denesek nasıl olur?’ yaklaşımı daha verimli oluyor.” ifadelerini kullanarak, oyuncunun motivasyonunun doğrudan sesine yansıdığını ve yapıcı bir iletişimle çalışılması gerektiğini kaydetti.
Türkçenin korunmasında seslendirmenin büyük bir rolü olduğunu değerlendiren Gömeçoğlu, günümüzde dijital platformların artmasıyla birlikte çok hızlı ve fabrikasyon işler yapılmaya başlandığını anlattı. Bu durumun dublaj kalitesi ile Türkçenin kullanımına yansıdığını bildiren Özden Gömeçoğlu, özellikle ‘R’ harfinin kullanımı konusunda büyük bir değişim gözlemlendiğini, kullandığı zaman tiyatral, kullanılmadığı zaman ise sokak ağzı olarak değerlendirildiğini, ikisinin dengesinin kurulması gerektiğini ortaya koydu.
Diksiyon eğitiminin küçük yaşlardan itibaren verilmesini öneren Yönetmen Özden Gömeçoğlu, “TRT Akademi’de eğitim veriyorum. Öğrenciler bana ‘Hocam söyleyelim mi?’ diye soruyorlar. Ben de önce doğru telaffuzu öğrenmeleri gerektiğini söylüyorum.” cümlelerini kullandı. Gömeçoğlu, çalışılacak yere göre kullanımın değişebildiğini, önemli olanın doğruyu bilmek olduğunu kaydetti.
En çok etkilendiği işlerin belgeseller olduğunu söyleyen Özden Gömeçoğlu, son yıllarda Filistin üzerine yaptıkları belgesellerin etkileyici olduğunu ileri sürdü.
Son olarak genç iletişimcilere tavsiyelerde bulunan Yönetmen Gömeçoğlu, iletişimcilerin bir konu hakkında ne hissediyorsa onu yazmasının hem özgür hem de özgün olunması gerektiğini işaret etti. İletişimcilikte önemli olanın herkesin bildiğini yazmak değil, kimsenin fark etmediği noktaları bulabilmek olduğunu, kenarda kalmış hikâyeleri ortaya çıkarmak gerektiğini ve insanlara fayda sağlayacak işlerin görünür kılınmasının benimsenmesini hatırlatan Özden Gömeçoğlu, herkesin kendi alanında derinleşmesi gerektiğine inandığını ve bu mesleğin gelecek nesillere aktarılmasının bir ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.



