Dayanıklı fidanların oluşumunda yeni etki:Doku kültürü

Bitki doku kültürüyle üretilen hastalıksız ve dayanıklı fidanların oluşumundan bahseden Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer İpek, bu yöntemin fidancılık sektöründe verimliliği artırdığını ve kuraklığa dayanıklı türlerin çoğalmasına katkı sağladığından bahsetti. 

Emine DAMGACI

Bitkilerin doğal çevre koşullarından ayrılarak laboratuvar ortamlarında çoğaltılmasını sağlayan doku kültürü, kontrollü ve özel besin ortamlarında yetiştiriliyor. Doku kültürü, bitki türüne göre değişen şeker, azot, vitamin ya da hormon gibi bileşenlerin bulunduğu ortamlarda yeni bir bitkiye dönüşüyor. Temiz çalışma ortamında hastalıksız, genetik olarak benzer ve standart kalitede fidanlar üretiliyor. Doku kültürüyle hız, hijyen ve homojenlik sağlayan modern bir üretim yapılıyor. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer İpek, doku kültürüyle ilgili bilinmesi gerekenleri Selçuk İletişim Gazetesi’ne anlattı. 

ÜRETİM SÜRECİNİN AŞAMALARI 

Doku kültürünün ilk aşamasını anlatan Prof. Dr. Muzaffer İpek, öncelikle sağlıklı bir bitkiden doku alındığını ve sterilizasyon yapıldığını söyledi. Bu sürecin önemli noktasının sterilizasyon olduğunu belirten Muzaffer İpek, doku kültürünü en küçük bir bakterinin veya mantarın bozabileceğinin altını çizdi. Çalışmanın düzgün ilerleyebilmesi için gerekenleri aktaran İpek, ‘laminar akış kabini’ ve ‘aseptik tekniklerin’ kullanılması gerektiğini vurguladı. Steril ortam sağlandıktan sonra besin ortamına yerleştirilen dokunun çoğalma ve bir sonraki köklendirme aşamasında oksin grubundaki düzenleyicilerin kullanıldığını bildiren İpek, ortamın ışık, sıcaklık ve nem dengesinin kontrol edildiğini anlattı. 

ADAPTASYON SÜRECİ 

Laboratuvarda gelişen fidanların dış dünyayla ilk kez karşılaşma sürecinin hassas olduğunu açıklayan Muzaffer İpek, fidanların ilk olarak yüksek nemli bir ortama alındığını, ardından ışık ve sıcaklık etmenlerinin kademeli olarak artırıldığını söyledi. Köklerin çevresel koşullara yavaşça tanıtıldığını dile getiren İpek, bu aşamada gölgeleme, sisleme ve nem kontrolü uygulamalarının adaptasyon sürecinde fidan kayıplarını en aza indirildiğine değindi. 

FİDANCILIK SEKTÖRÜNE KATKILARI 

Klasik yöntemle üretilen fidanların genetik olarak hastalık riski ve büyüme farklılıklarının olabileceğine işaret eden İpek, doku kültürüyle geliştirilen fidanlarda bu özelliklerin minimuma indirildiğini ve sağlıklı fidan üretiminde etkili olduğunu vurguladı. Fidancılık sektörünü değerlendiren İpek, doku kültürünün sektörde dönüştürücü bir güç olduğunu söyledi. Doku kültüründe süre açısından büyük bir avantaj olduğunu belirten İpek, klasik yöntemlerle iki ya da üç yıl sürebilen üretim aşamasının doku kültürü yöntemiyle altı ile on iki aya kadar indiğini dile getirdi. 

KURAKLIĞA KARŞI TEKNOLOJİK YÖNTEMLER 

Doku kültürünün kuraklık koşullarında üretiminin tamamen kontrol altında olmasına değinen İpek, kuraklığa dayanıklı türlerin seçilip laboratuvar ortamında çoğaltılmasından bahsetti. Su kullanımında tasarruf sağlandığını söyleyen İpek, iklim koşullarından bağımsız ve dış ortamda büyümeye karşı dayanıklı fidanların oluşturulduğunu söyledi. 

Kuraklık nedeniyle kaybolma riski taşıyan yerel ve endemik bitki türlerinin korunmasında doku kültürünün etkili bir yöntem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Muzaffer İpek, doku kültürünün önemine dikkat çekti. Doğada birkaç birey bulunan ya da yenilenme kapasitesi zayıflamış türlerden tohum alma şansının çoğu zaman olmadığını belirten İpek, tek bir doku kültürü parçasıyla yüzlerce yeni bitki üretme imkânı olduğunu söyledi. Kuraklık etmeninin yanında aşırı sıcaklık, habitat daralması ve insan baskısıyla yok olma ihtimali olan türlerin laboratuvar ortamında güvence altına alındığını aktaran İpek, böylece genetik çeşitliliğin korunduğunu söyledi. Türlerin geleceği için sürdürülebilir bir rezerv alanı oluştuğunu belirten İpek, konuşmasını tamamladı.