Konya Büyükşehir Belediyesi Cenaze Hizmetleri’nde çalışan cenaze imamı Ahmet Biçer ve cenaze arabası şoförü Ali Ün hayatlarının ve mesleklerinin bilinmeyen yönlerini anlattı.
Konya Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapan 65 yaşındaki Ahmet Biçer, yaklaşık 13 yıldır cenaze imamlığı yapıyor. Akören’de doğan Ahmet Biçer, ilkokul eğitiminin ardından ailesel sıkıntılardan dolayı eğitim hayatına devam edemediğini ancak azim göstererek öğretmeni yardımıyla bir Kur’an kursuna başladığını ifade ediyor. Kur’an-ı Kerim’i öğrendikten sonra başka bir kursa gittiğini aktaran Biçer, orada hafızlık diplomasını aldığını bildiriyor. O dönemlerde 14-15 yaşlarında olduğunu belirten Biçer, yaşı küçük olduğu için imamlık yapamadığını bundan dolayı hocalarının onu Arapça eğitimine yönlendirdiğini söylüyor.
Yaklaşık 22 yaşına kadar medrese usulü Arapça eğitimi alan Biçer, sarf ilmi, nahiv ilmi ve feraiz ilmi dahil olmak üzere çeşitli ilim dersleri aldıktan sonra imamlığa başladığını, bir süre sonra da cenaze imamı olduğunu anlatıyor.
“İMAMLIK HAZRETİ ALLAH’A GİDEN BİR YOL”
İmamlığın kutsal olduğunu söyleyen Ahmet Biçer, “İmamlık bir inanç, Hazreti Allah’a giden bir yol.” diyor. Sabah saat 9’da iş başı yaptığını anlatan Biçer, Musalla Mezarlığı’nda olan küçük odasına geçerek kurumlarından gelecek işleri beklediğini anlatıyor. Bir gün içerisinde yaptığı işleri anlatan Biçer, cenaze namazı kıldırdığını, defin işlemlerini gerçekleştirdiğini, helallik aldırdığını ve son olarak vatandaşları uğurladığını söylüyor.
Tüm zor şartlara rağmen görevini sevdiğini, hatta sevmekten ziyade kendini görevine adadığını anlatan Biçer, pandemi döneminde yaşadıklarından örnek veriyor. Pandemi döneminde çoğu imamın yaş ve hastalık korkusundan ötürü sahadan çekildiğini ve belediyelerin o dönemde imam bulmakta zorlandıklarını bildiren Biçer, yaşına rağmen fedakârlık yaparak sahaya çıktığını ifade ediyor. Sabah 8’de işe başlayıp akşam 9.30’a kadar çalıştığını söyleyen Biçer, bu işi meslek olarak değil sorumluluk olarak gördüğünün altını çiziyor.
CENAZE İMAMLIĞININ ZOR YÖNLERİ
İnsanların en zor anlarından birini paylaştıkları için insanları üzmeden, kırmadan, hassas bir şekilde davranarak hizmet verdiklerinden bahseden Ahmet Biçer, cenazenin kendilerinde çok ağır bir sorumluğa neden olduğunu ve bu nedenle insanlardan anlayış beklediklerini söylüyor.
Her gün ölüm gerçeğiyle yüz yüze geldikleri ve ağlayan, üzülen insanların arasında oldukları için cenaze imamlığının psikolojiyi olumsuz anlamda etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Biçer, terk edilmiş ya da kimsesiz çocuk ölümlerinin kendisini etkilediğini ifade ediyor. Belediyenin kimsesiz çocuklar için ayriyeten uğraştığını, güzel ve süslü mezar taşları yapıp ilgilendiğinden bahseden Biçer, bunların dışında psikolojisini koruduğunu ve genel olarak cenazeden etkilenmediğini ifade ediyor.
“KORKULACAK BİR ŞEY YOK”
Ölümün hayatın bir gerçeği olduğunu söyleyen Ahmet Biçer, ölümün doğal ve güzel bir olgu olduğunu belirtiyor. Yaşamın bir yoldan ibaret olduğunu, ölümün de o yolun neticesi olduğunu söyleyen Biçer, ölümün aslında bir mekân değişikliği olduğunu söylüyor. Ölünce ruhun asıl arzu ettiği hayata, yani cennete kavuştuğunu ifade eden Biçer, Hazreti Mevlânâ’nın da dediği gibi cenazede ağlamak değil, sevinmek gerektiğini bildiriyor. Cenazede ağlamanın ve üzülmenin insan psikolojisiyle ilgili olduğunu dile getiren Biçer, insanın kendini hasta edecek derecede üzülmesini manevi zayıflıktan kaynaklandığını iddia ediyor. Ölümden ve ölüden korkmadığını kaydeden Biçer, mezarlık korkusunun da insan psikolojisiyle ilgili olduğunu ekliyor. Cenazenin ruhla ilgili olduğunu, ruhu çıkmış bir insanın da kimseye zarar veremeyeceğinin altını çizen Biçer, ne cenazeden ne de mezarlıktan korkulmaması gerektiğini ifade ediyor.
GEÇİRDİĞİ KAZANIN ARDINDAN HAYATINI DEĞİŞTİRDİ
Konya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak çalışan 47 yaşındaki Ali Ün, yaklaşık 13 senedir cenaze arabası şoförlüğü yapıyor. Eskiden tek mesleğinin tüccarlık olduğunu söyleyen Ün, yaşadığı bir kaza nedeniyle 2 yıl hastanede kaldığını belirtiyor. Bu süreçte maddi ve manevi çoğu şeyden uzaklaştığını ve dünyanın boş olduğunu düşündüğünü söyleyen Ün, hastaneden çıktıktan sonra belediyede çalışmak istediğine karar verdiğini ve bu şekilde cenaze arabası şoförlüğüne başladığını belirtiyor.
CENAZE ARABASI ŞOFÖRÜ
Sabah 8’de iş yerine geldiğini söyleyen Ali Ün, cep telefonuna gelen ihbarlarla birlikte işe başladığını söylüyor. Belirli bir mesai saatinin olmadığının altını çizen Ün, bazı günler eve akşam 8’de gittiğini, bazı günlerde ise 12’de gittiğini belirtiyor ve zaman kavramlarının olmadığını söylüyor. Telefonuna gelen ihbarda cenazenin nereden alınacağı, neler yapılacağı ve nereye götürüleceği gibi bilgilerin bulunduğunu ifade eden Ün, cenazelerin namaza yetişebilmesi için her şeyin çok hızlı bir şekilde ilerlediğini bildiriyor.
Maddi durumu iyi olan insanların konvoy yapmak için arabayı bekletmek istediklerini söyleyen Ün, maddi durumu iyi olmayan insanların cenazesini dahi almaya gelmeyen kişilerin olduğunu söylüyor. Şoförlere “Yavaş gidin.”, gassallara “Köpüğü bol olsun.”, imamlara “Güzel okuyun.” gibi isteklerin olduğundan bahseden Ün, bunların cennette ya da cehennemde herhangi bir karşılığı olmadığını vurguluyor.
“ÖLÜLERDEN KORKMUYORUM”
Genç yaşında ailesini kaybetmesinden ötürü ölülerden çok fazla etkilenmediğini ve korkmadığını bildiren Ali Ün, mesleğinin gerçeklerine alıştığını söylüyor. Cenaze taşırken de korkmadığına değinen Ün, bazı zamanlar akşam vakti tek başına cenaze taşıdığını ve çoğu kişinin bu durumdan korktuğunu aktarıyor. Araçta cenaze olduğunu düşünmemenin önemli olduğunun altını çiziyor ve sözlerini noktalıyor.




