Dijital müzik çağında plaklara olan ilgi yeniden arttı. Gençler analog sesin farkını keşfederken plaklar, geçmişle bağ kurmanın bir yolu hâline geldi.
İbrahim Gürgen YÜKSEL
Dijital müzik platformlarının baskın olduğu günümüzde, plaklara olan ilgi yeniden canlanıyor. Özellikle gençler ve koleksiyonerler analog sesin nostaljisini ve o dönemin ruhunu yakalamak için plak dükkânlarının kapısını çalıyor. Plak dükkanı sahibi Orhan Ereller, değişen müşteri profili ve sektörün yaşadığı zorlukları aktarırken, gençlerin daha önce hiç görmedikleri plaklara büyük bir merak duyduklarını; orta yaş ve üstü koleksiyonerlerin ise nadir bulunan dönem baskılarını aradıklarını ifade ederek dükkanına gelen müşteri çeşitliliğine dikkat çekiyor.
ONARILAN PİKAPLAR UNUTULAN ANILARI CANLANDIRIYOR
İnsanların dijital müziğin kolaylığına rağmen hâlâ plakları tercih ettiğini belirten Orhan Ereller, şunları söylüyor: “Analog sesin kaydını analog cihazlarda dinlemek çok farklıdır. Bu, dijitalin veremeyeceği bir sıcaklık ve derinlik sunuyor. Gençler de bu farkın bilincinde.” Müşterilerinin plaklarla sadece müzik dinlemekle kalmadığını, aynı zamanda geçmişle bir bağ kurduğunu vurgulayan Ereller, dükkanında unutulmaz anlar yaşadığını da bildiriyor. Ailesinden kalma pikapları tamir ettiğinde duygulanan, hatta ağlayan müşterilerinin olduğunu söyleyen Ereller, insanların o anlarda sadece bir eşyayı değil, anılarını da geri getirdiklerini ifade ediyor.
PLAK BASIM MALİYETLERİ SATIŞLARI ETKİLİYOR
Plak kültürünün yeniden canlanmasına rağmen sektör, ekonomik zorluklarla mücadele ediyor. Artan plak basım maliyetleri ve genel geçim sıkıntısı, satışları doğrudan etkiliyor. Bu işin tamamen lüks tüketime dayandığının altını çizen Ereller, insanların alım gücü düştükçe işlerinin zayıfladığını söylüyor. Yeni basım bir plağın üretimi bittiğinde değerinin katlandığını bildiren Ereller, bu durumun alıcı için zorlayıcı olabildiğini dile getiriyor. Ereller, plak kültürünün geçici bir trend olmadığını ifade ederek ekonomik şartlar nedeniyle insanların bu tutkusunu ikinci plana atmak zorunda kaldığını ileri sürüyor. Ereller, sektörün geleceğini hem kültürel ilginin devamlılığına hem de ekonomik koşulların seyrine bağlı olduğunu söyleyerek sözlerini noktalıyor.



