Çenedeki sessiz kriz: Temporomandibular disfonksiyon

Fiziksel rahatsızlıklar, stres ve günlük alışkanlıklarla doğrudan ilişkili olan temporomandibular disfonksiyon, toplumda giderek daha sık görülüyor. Erken kontrol altına alınan süreçler ise tedavi için önemli rol oynuyor.

Fatıma SELVİ

Temporomandibular disfonksiyonun, kişinin ağzını açıp kapatamaması, çiğnerken zorlanması veya konuşurken yorulabilmesi gibi etkileri olduğu biliniyor. Stres, diş sıkma ve yanlış alışkanlıkların bu sorunun başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirten Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Görevlisi Mehmet Kaan Altunok, temporomandibular disfonksiyonu, eklem ve çevresindeki sistemlerin sağlıklı ve uyumlu bir şekilde çalışmaması olarak tanımlıyor. Çene eklemi rahatsızlıklarının artışına dikkat çekerek rahatsızlıklarının yalnızca eklemle sınırlı olmadığını söyleyen Öğretim Görevlisi Altunok, bu durumun sadece bir eklem rahatsızlığı olmadığını, çiğneme kaslarının, eklem diskinin ve boyun bölgesinin de temporomandibular disfonksiyona dahil olduğuna değiniyor. Çene yapısının bütüncül bir mekanizma olduğunu vurgulayan Altunok, çene rahatsızlıklarının gündelik yaşamı ağrı ve hareket kısıtlılığı üzerinden etkilediğini açıklıyor.

Temporomandibular disfonksiyonun, kişinin ağzını açıp kapatamaması, çiğnerken zorlanması veya konuşurken yorulabilmesi gibi etkileri olduğunun altını çizen Mehmet Kaan Altunok, çene kaslarının gün içinde çok sık kullanıldığını burada oluşan bir sorunun yalnızca çeneyi değil kişinin bütün hayatını etkileyebileceğini ifade ediyor.

ERKEN TANI ÖNEM TAŞIYOR

Öğretim Görevlisi Mehmet Kaan Altunok, temporomandibular disfonksiyonda en önemli basamağın ayrıntılı ve doğru değerlendirme olduğunu, tanının mutlaka bir hekim tarafından konulması gerektiğini ve ‘MR’ gibi yöntemlerle eklem içi yapıların değerlendirmesi gerektiğini dile getiriyor. Temporomandibular disfonksiyonun tedavi sürecinde kişiye özel ve konservatif bir tedavi planın öne çıktığını dile getiren Altunok, her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını bildiriyor. Tedavi sürecinde en önemli yöntemlerin başında egzersizlerin geldiğini anlatan Kaan Altunok, çene egzersizleri, germe uygulamaları ve manuel terapilerin oldukça etkili olduğunu paylaşıyor.

Birçok hastanın gün içinde farkında olmadan dişlerini sıktığını, çenesini kasılı tuttuğunu söyleyen Kaan Altunok, bu nedenle stres yönetimi ve farkındalığın tedavinin önemli bir parçası olduğunu söyleyerek gerekirse psikolojik desteğin de alınabileceğine işaret ediyor. Başlangıçta hafif olan çene ağrısının zamanla daha sık hale gelebildiğini aktaran Altunok, kişinin günlük yaşamını belirgin bir şekilde etkileyebildiğini kaydediyor. Tedaviye erken başlanmaması durumunda sorunun boyun bölgesine yayılabileceğini söyleyen Altunok, bu rahatsızlıktan korunmak için çeneyi doğru kullanmanın, dişlerin gün boyunca yalnızca yeme ve yutma sırasında temas etmesinin, stres kontrolü sağlamanın ve erken müdahale ile doğru tedavi uygulanmasının önem taşıdığını cümlelerine ekliyor.

GÜNLÜK ALIŞKANLIKLARIN ETKİSİ

Çene rahatsızlıklarında en yaygın belirtilerin başında çene eklemindeki ağrıların geldiğini bildiren Mehmet Kaan Altunok, ağrının bazen kulak önünde, yanakta veya şakak bölgesinde olabildiğini dile getiriyor. Kişilerde özellikle yemek yerken, uzun süre konuşurken ya da sabah uyandıklarında bu ağrının daha belirgin olduğunu anlatan Altunok, “Kişi ağzını açarken rahat açamadığını, çenesinin takıldığını, sanki kilitleniyormuş gibi bir his yaşadığını ifade ediyor.” cümlelerini kullanıyor. Bazı hastaların çenesini açarken ya da kapatırken çenenin düz bir hat üzerinden değil, sağa sola kayarak açıldığı şikayetlerinde bulunduğunu aktaran Altunok, çenenin normal şartlarda düz bir hatta inmesi gerektiğini, bu noktada hareket kalitesinin bozulmamasının önem taşıdığını paylaşıyor.

Kaan Altunok, bir başka belirtinin ise ‘klik’ sesi olarak tanımlanan eklem sesleri olduğunu söyleyerek, hastanın kulak ağrısı, baş ağrısı veya çeneden ses gelmesiyle başvurabildiğini ifade ediyor. Diş sıkma, çenenin yanlış ya da aşırı kullanımı gibi alışkanlıkların temporomandibular disfonksiyonu tetiklemede etkin olduğunu belirten Altunok, “Özellikle stresli dönemlerde birçok kişi farkında olmadan dişlerini sıkıyor, çene kaslarını gereğinden fazla kullanabiliyor. Bu da zamanla kaslarda hassasiyet ve ağrı ile sonuçlanıyor.” diyor. Tek taraflı çiğneme, çok sert gıdalar tüketme, uzun süre sakız çiğneme, tırnak yeme, kalem ısırma gibi alışkanlıkların çene sistemini zorlayabildiğini aktaran Mehmet Kaan Altunok, duruş bozukluklarının da oldukça önemli olduğunu kaydediyor.