Dünyada ve Türkiye’de tarımsal iş gücünün yaklaşık yarısını oluşturmalarına rağmen kadınların mülkiyet haklarında, finansmana erişim ve karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmediği görülüyor.
Kübra ÖZÇİFTÇİ
Türkiye’de son 10 yılda sağlanan yoğun hibe desteklerine rağmen, kırsal alandaki kadın girişimci oranının yüzde bir seviyesine dahi ulaşmıyor. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cennet Oğuz, tarımda kırsal kadın çalışmaları ve kariyer hayatında dâhil olduğu projelerden örneklerle kadının tarımdaki rolü hakkında Selçuk İletişim Gazetesi’ne konuştu. Dünyada aktif tarım nüfusunun yüzde 44’ünü, Türkiye’de ise yüzde 46’sını kadınların oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Cennet Oğuz, görünürdeki yüksek verilere rağmen kadınların ücretsiz aile iş gücü statüsünden çıkamadığına dikkat çekiyor. Oğuz, kırsal kalkınma hamlelerinde toplumsal cinsiyet dengeli bir yaklaşımın sergilenmemesinin kadınların üretimden kopmasına zemin hazırladığını vurguluyor.
HİBE DESTEĞİ ÇOK, YARARLANAN KADIN YOK
Türkiye’de son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı ile Tarım ve ‘Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ gibi kuruluşlar aracılığıyla kadınlara, gençlere ve dezavantajlı gruplara hibeler sağlandığını bildiren Prof. Dr. Cennet Oğuz, bu desteklerin sahaya yansımasının aynı görüntüyü vermediğinin altını çiziyor. Son 10 yıllık sürece bakıldığında, kırsal alandaki kadın girişimci oranının yüzde biri dahi bulmadığını kaydeden Oğuz, bunun sebeplerini şöyle anlatıyor: “Bizim yaptığımız çalışmalarda kadınların yüzde 78’i finansmana erişemediğini söylüyor. Kadının gücü yok çünkü destek görmüyor. Kadın yeteri kadar bilgilendirilmediği için, ailesi ve toplum tarafından desteklenmediği için kadın bunlardan yararlanamıyor.”
TARIMSAL TEKNOLOJİDE KADININ KONUMU
Tarımdaki teknolojik gelişmelerin iş gücü verimliliğini artırması gerekirken, Türkiye’de bu durum kırsal kadınlar açısından farklı bir etki oluşturarak kadınları üretimden uzaklaştırdığı görülüyor. Modern sağım üniteleri gibi tarım teknolojilerinin kullanılması ile birlikte daha önceleri sahada aktif rol oynayan kadınların artık eve kapandıklarını aktaran Cennet Oğuz, bu durumun hem üretim kaybına hem de kadınlar açısından sosyal mutsuzluğa yol açtığını dile getiriyor. Cennet Oğuz, teknolojinin kadını dışlamak yerine, kadının fiziksel yükünü hafifleten ve kadının verimini artıran bir araç olarak sisteme entegre edilmesi gerektiğini ileri sürüyor. Özellikle hijyen ve kalite kontrolü gibi hassas süreçlerde kadının elinin üretimde kalması gerektiğini savunan Oğuz, tarımın geleceği için bu değişimin önemli olduğundan söz etti.
KÖYDEN MAHALLEYE DÖNÜŞÜMÜN TARIMA OLUMSUZ ETKİSİ
2012 yılında yürürlüğe giren ve köyleri mahalleye dönüştüren yasal düzenlemelerin kırsal yaşamı ve kadınları olumsuz etkilediğini belirten Cennet Oğuz, köy kavramının kalkmasıyla birlikte meraların ve ortak malların belediyeye geçmesinin tarımsal üretimin önünde önüne geçilemeyen engeller oluşturduğunu açıklıyor. Genç kadınların kargo hizmetlerine ulaşamadıkları, yolların bozuk olduğu ve okulların kapandığı ıssızlaşmış köylerde yaşamak istemediklerini söyleyen Oğuz, bu durumun kente göçü hızlandıran etkenlerin başında geldiğine işaret ediyor. Bu durumların önlenmesi için yapılması gerekenlerden bahseden Oğuz, köyde bir kişi bile kalsa köy okullarının açık tutulması gerektiğini ve kırsal yaşam kalitesinin artırılması gerektiğini öne sürüyor.
KALICI ÇÖZÜM: EĞİTİM VE FARKINDALIK
Prof. Dr. Cennet Oğuz, kadının tarımdaki yerini sağlamlaştırmak için atılması gereken en kalıcı adımın ‘eğitim ve farkındalık’ olduğunu söylüyor. Kadınların yalnızca hibe almasının yeterli olmadığını ifade eden Oğuz, projelerini kendileri yazabilmeleri için veya bu süreçlerde ücretsiz akademik ve belediye desteği alabilmelerinin gerekliliğinden bahsediyor. Kadın odaklı kooperatifleşmenin sadece isimde kalmaması gerektiğine değinen Cennet Oğuz, kadınların dijital pazarlama ve çevrim içi satış gibi modern yöntemlerle desteklenmeleri gerektiğini öneriyor. Cennet Oğuz, son olarak belediyelerin yerel pazarlarda kadın üreticilere özel ve korunaklı alanlar tahsis etmelerini tavsiye ediyor.



