Eskişehir, tarihi dokusu ve modern yaşamın iç içe geçtiği yapısıyla kısa sürede keşfedilebilecek zengin bir rota sunuyor.
Gülşah DAĞ – Habibe KARTAL
Tarihi dokunun modern şehir yaşamıyla iç içe geçtiği Eskişehir, kısa sürede keşfedilebilecek duraklarıyla ideal bir rota sunuyor. Şehir hem sakinliği hem de canlılığı aynı anda yaşatıyor; ziyaretçisini yormadan içine çekiyor. Konya’dan hızlı trenle yaklaşık 1 saat 45 dakikada ulaşılabilmesi ise bu rotayı daha da cazip hâle getiriyor. Eskişehir’e doğru yol alırken, şehrin sade ama etkileyici atmosferini hissetmeye başlıyorsunuz.
PORSUK ÇAYI VE ŞEHRİN CANLILIĞI
Şehrin tam kalbinden geçen Porsuk Çayı, Eskişehir’in en canlı noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Çayın etrafında yürürken insan ile şehir arasında güçlü bir bağ kuruluyor. Kafelerde oturan insanlar, köprülerden geçen kalabalık ve suyun dinginliği aynı anda hissediliyor. Adalar bölgesine doğru ilerledikçe hareketlilik artıyor; fotoğraf karelerine dinamik bir şehir manzarası yansıyor. Gondol turları ise Porsuk’u farklı bir açıdan keşfetme fırsatı sunuyor. Su üzerinde süzülürken şehir daha sakin, daha estetik bir görünüme bürünüyor.
ODUNPAZARI’NIN TARİHİ DOKUSU
Odunpazarı Evleri, Eskişehir’in geçmişine açılan bir kapı gibi duruyor. Rengârenk evler, ahşap dokular ve sokak aralarındaki küçük dükkânlar bölgeye karakter katıyor. Osmanlı ve Türkmen yaşam izlerini taşıyan dar sokakları ve rengârenk evleriyle şehrin dikkat çeken noktalarından biri oluyor. ‘UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde’ yer alan bu bölgede müzeleri gezebilir, küçük kafelerde mola verebilirsiniz. Odunpazarı’na gelmişken kente özgü lületaşı ürünlerinden kendiniz ve sevdikleriniz için hediyeler alabilirsiniz.
MÜZELERLE KÜLTÜR YOLCULUĞU
Eskişehir’de müze gezmek ayrı bir deneyim sunuyor ancak pazartesi günleri müzelerin kapalı olduğunu bilmek gerekiyor. Eskişehir Balmumu Müzesi, gerçekçiliğiyle dikkat çeken heykeller, ziyaretçiyi şaşırtıyor. Türkiye’nin ilk balmumu müzesi olan ve Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen tarafından yapılan bu müzenin içinde yerli ve yabancı tanınmış pek çok kişinin heykeli bulunuyor. Dünyaca ünlü ‘Madame Tussauds’ müzelerinin Türkiye’deki benzeri olarak öne çıkan müze, gerçekçi balmumu heykelleriyle dikkat çekiyor. Tarihî kişiliklerden sanatçılara kadar birçok ismin heykelini burada görmek mümkün.
Girişi ücretsiz olan Cumhuriyet Tarihi Müzesi, Cumhuriyet’in ilan süreci, ilk yılları, belge ve görsellerle anlatılırken Kurtuluş Savaşı, 15 Temmuz Darbesi ile ilgili eser ve bilgiler yer alıyor. Belgeler, fotoğraflar ve objeler eşliğinde Cumhuriyet’in ilk yıllarına doğru bir yolculuk yapılıyor. Bunun yanı sıra müze, Cumhuriyet Dönemi’ne ait gazeteler ve Mustafa Kemal Atatürk’ ün özel kıyafetlerini görme fırsatı sunuyor. Tarih burada daha somut bir hâl alıyor.
KURŞUNLU CAMİİ VE TARİHLE BULUŞMA
Bir sonraki durağımız Osmanlı dönemine ait Kurşunlu Camii oluyor. Osmanlı vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa tarafından 1517 yılında yapılan cami, kurşun kaplı kubbesi ve çevresindeki külliyesiyle bölgenin tarihi dokusunu yansıtan yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Bu caminin öne çıkan bir başka özelliği de caminin içinde dünyada ilk açılan Lületaşı müzesinin de bulunması. Sanatla tarihin iç içe geçtiği bu alan, kısa bir mola verip soluklanmak için ideal bir durak hâline geliyor.
SAZOVA’DA MASALSI FİNAL
Son durak masal şatosundan, Nuh’un gemisinden, oyun alanlarından, bilim merkezlerinden, ETİ Su Altı Dünyası’na, hayvanat bahçesine kadar birçok bölümü içinde barındıran Sazova Bilim Parkı oluyor. Parkta dolaşırken her köşede farklı bir atmosferle karşılaşılıyor. Park, özellikle de çocuklu aileler için oldukça keyifli bir alan sunuyor. Günün yorgunluğu burada hafifliyor; gezi, masalsı bir finalle tamamlanıyor.
Eskişehir, kısa sürede gezilebilen ama etkisi uzun süren bir şehir olarak öne çıkıyor. Tarih, sanat ve modern yaşam bir arada akıyor. Şehir, ziyaretçisini yormadan kendine alıştırıyor ve tekrar gelme isteği bırakıyor.




